İz bırakmak üzerine

14 Ağustos 2011 - Yazan: Murat Yanıklar Yorum Yok »

İnsanlar, tarih boyunca iz bırakmaktan hep hoşlanmışlardır. Bazen zorunluluktan, bazen sorumluluktan ve bazen içgüdüsel nedenlerden dolayı iz bırakmak insanları mutlu eder. Neden mi? Çünkü bu izleri takip eden ve ilgilenenler her zaman çoktur. İzlenilmek ve takip edilmek çağlar boyunca insanları cezbetmiştir.

Eski çağlarda duvarlara, taşlara figürler kazımak, bir taşa veya ağaca ismini yontmak ile başlayan iz bırakma, günümüze gelene kadar bir çok evrimler geçirmiştir. Mimarlar, iz bırakmak için yarışmışlar, özgün tasarımlar mimariler ortaya çıkartmışlar. Mimarlar da yaptıklarıyla beğenilenler, iz bırakanlar arasında olmak isterler. Mimarların ve mühendislerin yaptıkları şehirlerin simgeleri haline gelen yapıtlar, artık o şehirlerle anılır olmuşlardır. Sırf bu yapıları görebilmek ve izleyebilmek için milyonlarca kişi ilgili ülkeleri ve şehirleri ziyaret etmektedir.

Hep sevdiğimiz veya sevmediğimiz birini izlemeyi ve takip etmeyi sevmiş, onun yaptıklarını izler ve gözler olmuşuzdur. Medyada sürekli okuduğumuz yasal olan, olmayan olaylar bile bu süreçler içerisinde gerçekleşmiştir. Rakibin, arkadaşın, sevgilinin vs. izlenilmesi takip edilmesi gibi. Dedektiflik mesleğinin ihtiyaç olduğu nedenlerden bazıları da bunlardır.

Günümüzdeki en sıcak örneklerine bakarsak, Twitter birbirinin takipçisiyle dolu yüz milyonlarca insanı barındırıyor. Panpişlerin sayısı her geçen gün artıyor ! :) . Facebook, sosyal medya diye büyük bir platform yaratarak, kişilerin neler yaptıklarını ve nelerden hoşlandıklarına dair izleri diğerlerinin takibine sunuyor. Şu anda okuduğunuz bu blog gibi milyonlarca bloğunda amacı bu.

Ticarette de örnekleri çok sayıda. Rakiplerin neler yaptıklarını hep izleriz. Alibaba.com, TURKTICARET.Net gibi b2b siteleri, craiglist, sahibinden.com gibi ilan siteleri vb. bir çok web sitesi.

Çevrenizdeki herşeye bakarken bir de bu gözle bakmayı deneyin. “Acaba iz mi bırakmış, ben takip mi ediyorum bu izi?” veya “iz bırakmamı mı istiyor benden?” diye.

Yani çağlar boyunca devam edecek en güzel iş modellerinden biri bu olsa gerek. İz bıraktır ve bunları sun. Bunları izlemeye gelen çok sayıda kişi olacaktır. Aynı bizim web.tv ‘de yapmak istediğimiz gibi. Nerede olursanız olun, artık o anı web.tv’ye bırakın, sizin ne yaptığınızı izleyen çok olacaktır. (az kaldı, artık geliyor :) )

Ne kadar basit bir kurgu dünyanın en büyük şirketlerini yaratabiliyor değil mi? Çünkü bu tarih boyunca hiç yok olmamış her zaman güncelliğini korumuş bir model. Bu model çerçevesinde zamana uygun araçları tasarlayanlar, önümüzdeki yıllarda da hep başarılı olacak ve takip edileceklerdir :)

Haydi siz de iz bırakın !

Futbol Federasyonunun çelişkisi

9 Mayıs 2011 - Yazan: Murat Yanıklar 1 yorum »

Çok uzun yazmadan konunun özüne inmek istiyorum.

Federasyonun uzun süreli yaptığı hazırlıkla Sporda Şiddet Yasası çıktı ve spor kulüpleri üzerindeki cezai yükün şahıslara indirgenmesi de sağlanarak, olayların gerçek sorumlularının ceza alması sağlandı.

Peki buna rağmen Federasyonun yöneticisi daha olaylar sıcağı sıcağına yaşanırken, neden bu işin cezasını şahıslara değil de kulübe kestiklerini bildiren açıklamayı yapmıştır? Federasyon bu açıklaması ile kendisiyle çelişmiyor mu? Hani artık kulüpler değil de şahıslar cezalandırılacaktı? Bu Bursaspor’a ceza kesme hevesi nereden kaynaklanıyor?

Geçenlerde Anayasa Mahkemesinin verdiği bir kararla, Tahkim Kurulu Kararlarına yargı yolu açılmıştı. Buna Federasyon haklı olarak tepki verirken, ülke yasaları ile futbol yönetilemez derken, futbolun yönetimini uluslararası kurallara göre yapmak zorunda olduğunu bildirirken (ki hemen akabinde de yasal düzenlemeyi yaptırdılar) neden şimdi ülkemize özgü sporda şiddet yasasının arkasına sığınılarak,maç esnasında veya güvenlik bölgesinde olmayan bir olay için bir kulübe ceza vermeye kalkmaktadır?

Bu işin PR’ını Bursaspor üzerinden yapmaya kalkanlar bilsinler ki, yemezler !.. Çünkü bu işin stratejik bir kurumsal iletişim planı yapmaktan çok öteye bir iş olduğunu sanırım artık görmüşlerdir ve yanlışlarından bir an önce dönerler.

Kısa bir açıklama: Futbol Okullarına sponsorluk

26 Şubat 2011 - Yazan: Murat Yanıklar Yorum Yok »

2010 Mayıs ayında BursasporTV’yi Bursaspor kulübüne karşılıksız bıraktım bildiğiniz üzere.  2010 Mayıs ayından bu yana da BursasporTV’nin yayınını sürdürmesi için gerekli tüm altyapı masraflarını karşıladım. Yaklaşık 200.000 TL bir bedel tuttu ve kulüp bana geçen ay burayı ödeyeceğini bildirdi ve tüm para ödendi.

Tabii bende bu para daha gelmeden önce Futbol Okulları sorumlusu Sayın Hakan Cenkçiler ile görüşerek futbol okullarına sponsor olmak istediğimi belirttim. Paranın geldiği gün kulüpten yetkili bazı kişilerle görüşerek bu talebimi de ilettim. Daha sonra Sayın Başkanımız İbrahim Yazıcı ile de bir araya geldiğimiz görüşme sırasında bu gelen parayı Bursaspor’a geri kazandırma amaçlı Bursaspor Futbol Okullarının ihtiyaçlarını karşılamak istediğimi belirttim. Kendisi de bir iki seçenek sunarak bunlarla ilgili gerekli çalışmayı yaptırmaya başlayacağını belirtti ve teşekkür etti.

Bursaspor’a hangi pozisyonda olursak olalım, Bursaspor’un durumu her ne olursa olsun yardım etmek boynumuzun borcudur.

Saygılarımla.

Hayatımda gittiğim ilk maç Bursaspor 5 – Beşiktaş 0

6 Şubat 2011 - Yazan: Murat Yanıklar 4 yorum »

bursaspor5-besiktas0

Hayatımda ilk kez bir maça 5 yaşında gittim. Gittiğim ilk maç 5-0′lık Bursaspor – Beşiktaş maçıydı. Rahmetli babam da herhalde abimle beni götürdüğü ilk maçın tarihi bir maç olacağını hiç zannetmiyordu. Çok az hatırladığım anlar da olsa böyle tarihi bir maçta bulunmanın gururu ayrı olsa gerek :)

O maçtan sonra hep Bursaspor’la yatıp Bursaspor’la kalktım. Maçın tarihi de çok enteresan. 12 Eylül 1980 ihtilalinden hemen önce 7 Eylül 1980′de oynandı. İhtilalden önceki son maç. Yendik ihtilal oldu yani :)

5-0′lık bir maçla Bursasporlu olan çocuklardan biri olarak şampiyonluk yaşayan bir Bursasporla ne kadar çok çocuğun Bursasporlu olabileceğini düşününce insan çok mutlu oluyor. Ama bu tarihi başarıları yaşadığımız süreçte bu gibi konulara hiç eğilinmemesi ise herkesi üzüyor.

Ben iki oğlumla beraber sürekli maçlara gidiyorum. Onları iyi birer Bursasporlu yapmak için gerekli çabayı gösteriyorum. Bursa’da yaşayan yaşamayan herkes bunun gayreti içerisindeyken, çocuklarımızı Bursasporlu yapmaya çalışıyorken onları önemsemek ve bu topluluğun içerisinde konumlandırmak adına hiçbir çabanın olmamasına ise üzülüyorum. Ertuğrul Hoca’nın bu konuda da bireysel çabası ve iletişim faaliyetleri olmasa geride hiçbirşey yok. Maça tek biletle gelip 4 yaşındaki çocuğuyla maça giremeyen kişileri görünce içim parçalanıyor. Çünkü yaşatılabilecek bir mutluluk anı bir hüzne dönüşüyor. Bir kişinin bile memnun olmaması ve daha da kötüsü üzülerek, kırılarak oradan ayrılması geleceğimize zarar verecek.

Lütfen çocuklarımızı önemseyin ki, bu şehrin futbol geleceği hep garanti altında olsun.

İşte Kupa :)

22 Mayıs 2010 - Yazan: Murat Yanıklar 4 yorum »

DSC04248Şampiyonluğumuzu kutladık, kupayla fotoğraflarımızı çektirdik :)

Geldik – Gidiyorum…

18 Mayıs 2010 - Yazan: Murat Yanıklar 3 yorum »

Bir önceki yazımı Fenerbahçe galibiyeti sonrası yazmıştım. “Bursaspor – Geliyoruz” başlığıyla Türk Futbolunun da Bursaspor’un da kaderini değiştirmeye geliyoruz diye. İçimden bir ses şampiyon olana kadar başka yazı yazma dedi ve bekledim. Elim gitti sürekli ama yazmadım. Şampiyon olduğumuzda yazacağım demiştim. İşte artık şampiyonuz. ŞAMPİYON BURSASPOR !…

16 Mayıs 2010 tarihinde Türk futbolunun da Bursaspor’un da kaderi değişti. 47 yıldır şampiyonluk görmeyen bir camia olarak tarihimizde ilk kez şampiyon olduk. Öncelikle Başkanımız Sayın İbrahim Yazıcı’ya Teknik Direktörümüz Sayın Ertuğrul Sağlam’a ve tüm futbolcularımıza teşekkür ederim. Hiç unutamayacağımız duygular yaşattılar. Şampiyonluğa eriştikten sonra Ertuğrul Hocama da dediğim gibi “Allah hepinizden razı olsun.”

İstikrar, başarı için çok önemli. Yapılacak işler çok, kat edilecek yollar fazla. Tarihimizde ilk kez Şampiyonlar Liginde oynayacak olmamız tarif edilemez mutluluğun yanısıra önemli sorumluluklar da yüklemektedir. Kulüp modellemesi adına kulübümüzde yaptığımız çalışmalar, uygulamaya çalıştığımız futbol yaşam döngüsü artık Bursaspor’un vazgeçilmezi olmuştur. Bu planlamaların birbir hayata geçirilmesi çok önemli. Bu yüzden başkanımız ve yönetim kurulumuza çok önemli sorumluluklar düşmekte. Bugüne kadar elde edilen başarı gibi bundan sonra da bir çok başarının geleceğine inancım tamdır.

Ben, kendi adıma yönetim kurulu dışından İcra Kurulu Başkanlığını yürüten biri olarak sezon sonunda görevimi bırakacağımı yönetim kuruluna iletmiştim. Şampiyon bir takımın İcra Kurulu Başkanı olarak görevimi bırakmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

İkincisi ise kulübümüz adına 2009 Mart ayından bu yana çalışmalarını yürüttüğümüz ve 16.06.2009 tarihinden beri yayında olan BursasporTV‘yi artık kulübümüze devrettiğimi belirtmek istiyorum. Yaklaşık 1 milyon TL’lik (625.000 $) bir yatırımla 1 yıldır faaliyette bulunan televizyonumuzu hiçbir parasal karşılık almadan, sıfır bedelle (sıfır=0) kulübümüze devrettim. Bugüne kadar kulübümüzün cebinden de bir kuruş dahi BursasporTV için çıkartmamanın mutluluğunu yaşarken, Bursaspor’a içinde Schumacher gibi pilotları olan Ferrari teslim ediyorum.

BursasporTV ile ilgili bugüne kadar birçok söz üreten, laf söyleyen, dedikodu yapan insanlara da hakkımı helal ediyorum. Unutmasınlar ki biz o stadyum çevresinde maçlara girmek için su satarken Bursaspor’a hizmet etmeye ant içmiştik. Bundan sonrası için de her yıl belirli ve önemli bir miktarda sponsorluk yapmak üzere 2. Başkanımız Haluk Özkıyıcı ile anlaştık.

Çok yakında 2. Başkanımız Haluk Özkıyıcı ile bu konular hakkında bir basın toplantısı düzenleyerek detayları aktaracağız. Bugüne kadar Bursaspor’a hizmet etme imkanını bana sağlayan Başkanımıza çok teşekkür ederim.

Bursaspor benim için araç değil amaçtır. Benden bu kadar, hoşçakalın.

Bursaspor… Geliyoruz

23 Şubat 2010 - Yazan: Murat Yanıklar Yorum Yok »

Dün gece Şükrü Saraçoğlu stadında 4. kez Fenerbahçe – Bursa maçı izleyişimdi. Galatasaray’ın 10 yıldır berabere bile kalamadığı Şükrü Saraçoğlu Stadında bu dört maçtan 3′ünü kazanma başarısını gösterdik. 2009 yılının Ocak ayından itibaren 2009 yılını topladığı puanlarla ikinci sırada tamamlayan Bursaspor’umun bu başarısını tesadüfi bulan sayısı çok fazlaydı. İnönü’de Beşiktaş’ı, Saraçoğlu’nda da Fenerbahçe’yi yendikten sonra bu başarının tesadüfi olmadığı görüldü.

Üstüne üstlük Ziraat Türkiye Kupası maçlarında tüm Türkiye’nin hakkımızı vererek ama hakemlerin hakkımızı alarak elendiğimiz Fenerbahçe’yi deplasmanda ve kendi sahasında yenebilecek güçte bir başka takım olduğunu henüz göremedik.

Dün gece çok sevindik. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe’nin protokol tribününde maç esnasında Fenerbahçeli yöneticilere söylediği sözler ise geceye damgasını vurdu bana göre. Bu sözleri araştırmak da basının görevi :)

Bursaspor her alanda geliyor. Sportif, Ekonomik ve Sosyal Alanda, her alan için önemli çalışmalar ve yatırımlar var. Tek ihtiyacımız olan şey istikrar. Sportif kadroda, yönetimsel kadro da istikrara ihtiyaç var. Adım adım tüm alanlarda ipek kozasını dokuyoruz. Türk Futbolunun da Bursaspor’umuzun da kaderini değiştireceğiz, az kaldı.

Son olarak, İstanbul’daki kupa maçında 3-0 yenildiğimizde arayan Fenerbahçeli arkadaşlarımın Bursa’daki kupa maçından beri telefonları kapalı :) Dün gece telefonlarını yönlendirdikleri telesekreter bile hüzünlüydü :)

Veri good !

18 Şubat 2010 - Yazan: Murat Yanıklar Yorum Yok »

Günümüzde pazarlamanın ve iş geliştirmenin temel yapı taşı veridir. Pazarlamacılar, sisteme bir çok kanaldan gelen verileri derleyip, sonuçlar çıkarıp, buna göre ihtiyaçları gidermeye çalışırlarken, artık İnternet’in de sunduğu yeni imkanlarla birlikte her geçen gün zorlaşan pazarlarına daha farklı yollar ile ulaşmaktalar. Ulaşım yolları farklılaşırken, müşteri ve hedef kitlelerini daha fazla tanıma imkanına sahip olmaktalar. İş geliştirmeciler de pazarlama ile yakın çalışarak buradan elde edilen verilerle ve buradaki verilerin yarattığı yeni veri oluşturma gücüyle yeni ürünler ve hizmetler geliştirmekteler.

2000 yılında TURKTICARET.Net‘i ilk kurduğumuz zamanlarda dot com firmalarına olan ilgi nedeniyle bazı risk sermayesi firmaları bizim modelimizle de ilgilenmişti. Bunlardan biri de ILAB Ventures‘dı. Firma yöneticisi Mustafa Say ve ekibi ile uzun görüşmelerim olmuştu. Bu görüşmeler sırasında TURKTICARET.Net ile ilgili projeksiyonları anlatırken, ben ücretli servisler üzerinde duruyordum. Mustafa Bey görüşmelerde sürekli bana “ücretsiz üye sayısı ne olur Murat” diye soruyordu. Ben de sonunda dayanamadım. “Mustafa Bey ben size gelir modelini anlatıyorum, siz bana sürekli ücretli olmayan üyelik modelini soruyorsunuz. Neden?” dedim. “O verilerin hepsiyle çok farklı gelirler elde edeceğiz ileride Murat” demişti. Şimdi o verileri hatta sadece o verileri değil o günden sonra oluşan her türlü veriyi kullanarak neler yaptığımızı düşünüyorum da, Mustafa Bey’i ve bu konuyu geçtiğinde hep saygıyla hatırlarım.

Matematikçi olduğum için hep veri üzerine dayalı iş geliştirme faaliyetlerinin içerisinde olmayı çok sevdim. İş geliştirmenin bu durumdan hoşnut olduğunu söyleyemem ama :) Google ile 2005 yılından bu yana bir çok alanda iş ortaklığı yapıyoruz. Google ile yaptığımız işbirliği bizim kendi oluşturduğumuz yeni verilerin keşfini sağladı. Bu sayede adhood.com doğdu.

Web.TV ise şu anda hazırlanmasına rağmen domainin jenerikliğinin getirdiği gücü yine elimizdeki verilerle çok güçlü hale getiriyoruz. Domain konusundaki tecrübemiz elimizdeki verilerin gücünden oluşuyor. Bu yüzden, Web.TV’nin oluşturulması aşamasında buradaki verileri çok iyi bir şekilde kullanıyoruz. Özellikle şunu belirtmeyelim ki, www.kanaladi.web.tv şeklinde herkes kendine bir web.tv kanalı açabilecekken, burada bir çok dilde 200.000′e yakın jenerik kanal adı belirlendi ve bunlar da kiraya verilerek ya da işbirliği ile kullandırılacak. Elimizde veriler olmasa bu jenerik isimleri belirlemekte ve yeni bir iş fırsatı oluşturmakta çok zorlanırdık hatta aklımıza bile gelmeyebilirdi.

Verinin veri doğurduğu bir ortam içerisindeyiz. Bizim tarafta olan bir kaç örneği verdim. Fakat öyle bir platformdayız ki, hergün ortaya çıkan verilerle sayısız yeni iş fırsatı oluşuyor. Her gün ortaya çıkan verileri iyi derleyen, okuyan hiç kimsenin yapamadığı satışları yapmayı becerebiliyor.

O yüzden elinizdeki verilere önem verin. Her zaman için Veri good :)

Sermaye bulamıyorsanız nakit para ineği bulun

5 Şubat 2010 - Yazan: Murat Yanıklar 1 yorum »

Boston Matrix
Üniversiteden mezun olduktan sonra işimi kurarken aldığım 10.000 $ sermaye dışında hiçbir işime bir sermaye katılımı olmadı ve tüm işlerimi hep işlerimden ürettiğim kazanç ile oluşturdum. Bu oldukça zor ve zahmetli bir süreçti. Çünkü yeni kurulan bir işin ve özellikle İnternet üzerinde katma değer yaratmaya yönelik işlerin geridönüşümü belli bir süre alıyor ve en önemlisi süreklilik istiyor. Bu sürekliliği sağlamanın da maliyetleri yüksek oluyor.

Ama tüm bunları yaparken kendime bir felsefe edindim. Bu felsefenin ne olduğunu, onu nasıl uyguladığımı anlatarak belirtmek istiyorum.

Firmamı kurduktan iki yıl sonra TURKTICARET.Net‘i bir proje olarak hayata geçirdim. TURKTICARET.Net‘i oluşturduktan sonra onu hayatta tutmak ve ilerletmek kolay değildi. Bunun için bu projeye sürekli para aktarmak gerekiyordu. Geleceğine inandığım için projeyi desteklemem gerekiyordu. Üstelik başlangıç modeli itibariyla TURKTICARET.Net’te ücretli hizmetler henüz çıkmamıştı. Başladığında ücretsiz olan bazı hizmetler ise başladığından bu yana hala ücretsiz olarak devam ediyor. Fakat o zamanki altyapı maliyetleri (ki ilgili tarihlerde çok pahalıydı), personel ve pazarlama giderleri o zamanın şartları için önemli meblağlar tutuyordu. Bu çok önem verdiğim projeyi finanse etmek gerekiyordu.

O zamanlar pazarda bilinirliği yüksek olan ve iyi gelir bırakan bir iş vardı. (Dial-up) İnternet Erişimi satmak ve Web Sitesi Tasarımı yapmak. Emek yoğun katma değeri olmayan ama nakit üreten bir işti bu. Bu işe ağırlık vermeye başladım. Tek nedeni ise nakit para sağlayıp, geleceğine inandığım işe TURKTICARET.Net’e yatırım yapmak içindi. Nakit para üreten bu işlere Boston Box Consulting Group tarafından geliştirilen üstteki şemaya göre Nakit Para İneği denmekte. Sermayedar, yatırımcı bulmak yerine kendi işimi nakit para getiren bir işle finanse ederek büyütmeye başlamıştım. TURKTICARET.Net içerisinde web tasarım hizmetini hiç sunmazken, bu işi birebir satış faaliyetleri ile satmakta ve işten elde ettiğim kazancı TURKTICARET.Net’in gelişimine harcamaya başlamıştım. Yine bu süreçte İnternet erişim hizmeti de satıyordum.

Sermaye olmayınca iş zora binince hem zevkli hem de zor süreçler yaşandı. Fakat bu strateji o zamanlar işi büyütmem için bana çok yardımcı olmuştu. Şu anda girişimciler daha şanslı. Çünkü artık yurtdışındaki yabancı fonlara kadar yerli, yabancı bir çok yatırımcıya ulaşabiliyorlar. Bizim zamanımızda yüksek enflasyon nedeniyle paranın yatırıma dönmesi çok kolay değildi. Şimdi nakit para ineği yaratmak her zaman için bir çözüm olarak görünse bile artık sermayeye ulaşmak daha da kolaylaştı. Üstelik bir de buna devletin girişimciliği destekleme politikaları da eklenmeye başlayınca mikro girişimciler bile finansman yolları bulmaya başladı.

Ama halen sermaye bulamayanlar, yatırımcılara ulaşamayanlar veya gelecek değerini kendi yaratmak isteyenler, nakit para ineği bulabilirler…

Bu yol sonsuza kadar açık. Tescil edildi, onaylandı, bu süreye kadar bir çok defa bir çok projede kullanıldı ve halen farklı projeler için farklı çalışmalarla uygulanıyor :)

web.tv domainini nasıl aldım?

2 Şubat 2010 - Yazan: Murat Yanıklar Yorum Yok »

Dünyanın en jenerik İnternet adreslerinden biri olan web.tv‘yi 2008 yılında satın aldım. Bu konuda bazı yerlerde domaini aldığıma dair ve özellikle nasıl ve ne kadara aldığıma dair bir çok spekülasyon yapıldı. Web.tv’de sevgili arkadaşım Osman Tan Erkır ile popstar yarışması yapacağımı bile ilan edenler çıktı :)

Web.tv‘yi almadan önce .tv uzantılı alan adları konusunda ciddi bir araştırma yapıyordum. Özellikle İnternet’te artan video içerik, .tv uzantılı alan adlarının satışını her geçen yıl katlayarak büyütüyordu. Önümüzdeki yıllarda .tv alan adlarının büyük fırsatlar yaratacağı belliydi. Bu yüzden .tv’de fırsat olabilecek alan adlarını araştırmaya başladım. Şu anda portföyümde bulunan co.tv, mobil.tv, mobi.tv gibi jenerik alan adlarını da o zamanlarda aldım.

İnternet üzerinde bu araştırmayı yaparken web.tv alan adının satılık olduğunu gördüm. Çok enteresan gelmişti. Bu kadar değerli ve jenerik bir isim satılıktı. Fiyatı yazmıyordu ama acaba kaç lira eder diye düşündüm. Yaa şaka değil web.tv bu ! Dünyanın her yerinde web tv, web tv demek. Bir çok dilde anlattığı, ifade ettiği şey aynı, ortak bir dil gibi.

Bir heyecan kaplamıştı içimi, hemen bunun fiyatını sormak lazım diye düşündüm. Fiyatı sordum. Gelecek cevapla ilgili tahminlerde bulunuyordum milyon milyon diye :) Bir gün sonunda cevabı gelmişti ve buraya bir yatırım gerektiği belli olmuştu.

Ortaklarımla bir araya geldim ve durumu onlara açtım. O sıralarda Türkiye’de bir alan adını (web sitesi) alabiliriz diye görüşüyorduk. (isim veremeyeceğim çünkü yayında olan bir site). Onlarla ortaya çıkan bu önemli fırsatı değerlendirebileceğimize karar verdik ve web.tv’yi alalım dedik. Biz de karşı teklifimizi yaptık. Bir kaç kez fiyatlar gitti geldi ve sonunda satıcı istediğimiz fiyatı kabul etmişti.

web.tv’yi almak üzere sonunda anlaşmıştım. Bir an önce alan adının transferi işlemlerinin bitmesi bekliyordum. Hani o anda boğazda yalı verseler hadi oradan derdim :) Bir kaç gün içerisinde web.tv’nin transferi tamamlanmıştı.

Bir süre sonra web.tv domaini ile ilgili satıcıdan bir teşekkür emaili aldım. Alan memnun satan memnundu anlaşılan :) 23 yaşında Avusturya’da yaşayan biri olduğundan bahsediyordu. Web.tv’ye iyi bakın demişti :)

web.tv – dünyanın en jenerik İnternet adreslerinden biri. Artık projeler yapmak üzere emrimdeydi. Bu güce uygun bir proje olmalıydı. İnternet adresinin gücünü kullanabileceğimiz, bunu ön plana çıkaracak bir proje olmalıydı. İsim çok jenerik ve kısa olduğu için www.adisoyadi.web.tv gibi herkesin gelip kendi WEB.TV KANALINI açabileceği bir sosyal video portalı haline getirmek üzere kolları sıvadık.

Herkesin web.tv uzantılı bir kanalı olacak, çok yakında.

Ben de çok merak ediyorum nasıl bir proje olacağını.