‘Bursaspor’   kategorisi

Bursaspor bir de iyi yönetilse !

2 Şubat 2012

İş güç derken, biraz futbola dönelim. Yoğun bir iş temposuna girdim iki yıldır, yeni projeler, yeni ekipler, yeni yatırımlar vs. derken bir baktım ki futboldan iyice soğumuşum. Bir de bu seneki şike soruşturmaları ile birlikte soğuma değil artık kopma noktasına gelmiştim. Bursaspor’un şampiyon olduğu sezon Bursaspor İcra Kurulu Başkanlığını bırakıp, işlere yoğunlaşmak iş ve ailem adına çok doğru bir karar olmuş, burası tartışılmaz. 2011 yılı sonuna doğru Bursaspor Kulübü Dernek üyeliğimden de kendi isteğimle istifa ettim ve çıktım ama bunun bahsettim konularla hiç mi hiç alakası yok. Herkes merak ediyor ama burası bana kalsın.

Artık Bursaspor ile ilgili görüşlerimi çok rahat ifade edebileceğimi düşünüyorum, çünkü kimsenin beni “Bursasporla ilgili mutlaka bir beklentisi vardır” diye aptalca! suçlayabileceği bir ortam kalmadı. Bende herkes gibi taraftarım, istediğim gibi konuşmak artık serbest. Artık o ne der, bu ne der beni ilgilendirmiyor. Ama buna rağmen beni suçlayan olursa da maharetlerine laf etmemek lazım artık :)

Konuya girelim hemen, Bursaspor  şu anda iyi yönetilmiyor. Şampiyon olduğumuz sezonla birlikte ortaya çıkan fırsatlar, elinin tersiyle itilmiş durumda. Tüm bu fırsatları Sportif, Ekonomik ve Sosyal Alanlar olarak ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Çünkü hepsi birbirini etkiliyor.  Sportif bir başarı ile gelen milyonlarca dolarlık kazançlar, (taraftarların yorumlarıyla söylüyorum) cesaretsizlik ve vizyonsuzluktan dolayı, “uzun vadede hep üst sıralara oynayabilecek Bursaspor” sözlerini laf olarak bıraktı. Bu lafı Başkan söylüyordu hatırlarsanız. Ayrıca Sportif bir başarı diyorum, çünkü ben de bu şampiyonluk süresince görev alan birisiyim, neyin nasıl geldiğini çok iyi biliyorum. Sadece sportif başarıdan oluştuğunu bizzat gördüm, yaşadım. Ayrıca kim kendini neye inandırmak ister orası ayrı ama oradaki süreç anlatılmaz yaşanır ! O yüzden kendilerine sportif başarı dışında bir kurgu yaratmaya çalışanlar için şunu söyleyeyim, kendileri inanabilirler buna ama başkalarını inandırmaya kalkmasınlar. İnanmayan bana gelsin anlatayım !

Sportif alanda Ertuğrul Hoca eleştiri almaya başladı. Niye? Kötü sonuçlar alıyoruz diye. Fakat Bursaspor taraftarı da verdiği sözü unutmuşa benziyor. Sonsuza kadar Ertuğrul Sağlam sözü de lafta kalmasın, başkalarının verdiği sözlere benzemesin. Eleştiriler kaybolmasın ama sınırı hep belli olsun. Bu sınır da sonsuza kadar devam edilecek gibi davranılmasıdır. Yoksa nerede kalıyor Bursasporluluk?

Ertuğrul Hoca’daki herkesin gördüğü eksik transferler konusunda. Gönderdiklerine karşı aldıkları tutmadı. Haa ben transferi teknik direktörlere yaptıran sistemi hiçbir zaman benimsemiş değilim onu da belirteyim. Transfer kulüp politikası olmalı ve daima kulüp tarafından yapmalı, (profesyonelce) işini bilen ve çok uzun vadeli çalışabilecek bir ekip ile yapmalı. Teknik Direktörler de bu ekibin bir parçası olmalı. Transfer kulüp politikası olmadığı sürece gidenin arkasından birşeyleri konuşmak sadece çene yorar. Sonuçta Sayın Hocamız istikrarlı ve donanımlı bir teknik direktör ve bu yüzden herkesin içerisinde her zaman hep iyi olacak hissi var. Transfer konusunda eleştirilerin iyiniyetli olanları Hoca’yı doğruya teşvik etmek için. Umarım iyi niyetli olanları dikkate alır Sayın Hoca. Ayrıca iş hayatında öğrendiğim en güzel şey şudur, başarı herkesi susturur. Başarıya odaklanırsa Ertuğrul Hoca, hem kendine iyilik eder, hem de herkesi susturur.

Bir tavsiyem var, eskiden padişahlar vezirlerinin halkla ilgili söylediklerinin doğruluğunu görmek için arada halkın arasına karışıp, onları dinlermiş. Sayın Hoca, sadece sivil toplum örgütlerini oluşturanlarla ya da gazetecilerle, köşe yazarlarıyla değil, her kesimden gerçek emekçi taraftarlarla arada bir buluşup görüşse, görüşler alsa, hem iletişim hem de geribildirim anlamında (karşılıklı) iyi sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Ertuğrul Hoca’nın en büyük yanlışı ise, bazı zamanlarda sportif alan dışındaki yönetsel konulara girmesidir. Bu yetkileri almadan hatta daha önemlisi onun üzerinden yapılan oyunların (bana göre istemeden) bir parçası olmuştur. Ama bunu onun da bilerek mi yaptığı, ekip ruhu sergilemek için mi yaptığını ya da gerçekten safiyane duygular içerisinde mi yaptığını tam kestirmek güç, ama kendine zarar verdiği çok net bu konuda.

Üstelik gelinen noktada 15 gün içerisinde Ertuğrul Hoca, Turgut Doğan Şahin konusunda “olayların yöneticilerin dediği gibi olmadığını”,  Sivasspor maçı sonrası ise “yönetim artık susmamasını gerektiğini” ve son olarak da “şampiyonluğun iyi değerlendirilmediğini ve bu yüzden ivme kaybı yaşadıklarını” söyledi. Bunlar yönetimle arasının iyi olmadığına dair önemli mesajlar.Yani artık o da yönetimden umudunu kesmiş ve savunmayacağını söylüyor aslında. Umarım Ertuğrul Hoca’da son zamanlarda yaptığı gibi artık sadece futbolla ilgilenir. Çünkü Bursaspor’un kendisine ihtiyacı var. Kendisinin de Bursaspor gibi bir kulübe ihtiyacı var.

Divan Kurulu Başkanının açıklamalarına sert bir geribildirim yapan, yönetimle ilgili eleştiriler yapmaya başlayan Ertuğrul Hoca’dan alınan sinyaller bana göre çok iyi değil. Giderse gitsin diyenlerin çoğu, onu iyiyken pohpohlayanlardı, o yüzden o çoğunluğu dikkate almaz umarım Sayın Hoca. İyiyken pohpohlamak en kolayıdır, ihtiyacı olduğunda yanında olmak, destek vermek gerçek taraftarlık, adamlıktır. Bursasporluluk da budur.

Ertuğrul Hoca’nın transferler konusunda yaşadığı (şimdi aşağıda anlatacağım) bir handikap var, o da elindeki fırsatların kaçırılmasına neden oldu. Onlara bakalım biraz ve ona göre de eleştirilerimizi düzenleyelim…

Herkes bilir ki Sayın İbrahim Yazıcı’nın eli sıkıdır, eldeki parayla daha uzun ve daha rahat bir yöneticilik dönemi yaşayabilmek için çok para harcamadı. Sonraki iki senenin nakit akışı düşünülerek, o seneki fırsatlar kaçırıldı. O seneki fırsatlar, yatırıma dönüştürülmeliydi. Yöneticilik vasfı da burada devreye girmeliydi. Kendini düşünerek değil, Bursaspor’u düşünerek adım atmalıydılar. Kendini düşünmeyi yani başkanlık süresini rahat geçirmeyi Bursaspor’u düşünme olarak anlatınca kamuoyuna, bunun böyle olmadığı da ortaya çıkan tabloyla belli oldu. Çıkan tabloda bu sefer zoraki para harcamalarla tarihin en pahalı transferleri en kötü transferleri arasında yer aldı. Başkanın en büyük yanlışı, bizzat bir kaç kere yüzüne de söylediğim için belirtebilirim ki, yönetici kadrosudur. Ama bu kadro başkanın işine gelmektedir, çünkü benimle birlikte başka bir arkadaşımın da olduğu bir yemekte söyledikleri dün gibi aklımda.

Sayın Başkandan iyisi var mı şu anda? Hayır yok. Bursa’yı Bursa’ya sıkışmış bir Bursalı kesinlikle yönetmemeli. Sayın Cavit Çağlar, Sayın Levent Kızıl ve Sayın İbrahim Yazıcı zamanında başarılar geldi, hepsi de Bursa dışına taşmış kişiler. Ayrı ilişkileri, ilişki ağları ve seviyeleri var. Ağırlıkları var. Bu yüzden Başkanlık seviyesi yüksekte tutulmalı. Liderlik özellikleri gerektirmeli. Bu yüzden yıpratmamalıyız ama onların da yıpratmasına, hem kendileri hem de Bursaspor için izin vermemeliyiz.

Fakat Başkan’ın yöneticilerinden daha iyileri var mı? Herkesin cevabı tartışmasız, tabii ki evet. Başkan için yeni bir şans önündeki kongredir. Ama yine Bursaspor’u düşünmek yerine kendini düşünen bir noktaya gelirse yani önündeki davalardan dolayı hala yöneticilerden ayrılmayı bir engel olarak görürse, Bursaspor için iyi olmayan süreç devam edecektir. Bazı profesyonel yöneticilerin kulüpten gitmesi gibi birçok yöneticinin de gitmesi gerekmektedir.

Ayrıca kongre için başka isimler vs. ortalarda dolaşmaya başladı. Bursaspor’u şampiyon yapmış bir başkan, kendi bırakmadığı sürece karşısına aday çıkması Bursaspor camiasının ayıbı olur. Bu da bana göre tartışılmayacak bir noktadır.

Bir de şunu söyleyeyim son olarak, internet üzerinde yazılan yorumlar, köşe yazıları vs. yönetimle ilgili her ne kadar olumsuz birşey yazılıyorsa bazı akıllılar ! bunu benden biliyorlarmış ya da (ki bana göre) kendi yanlışlarını örtmek için bilerek bu şekilde davranıyorlar. Lütfen birileri internet’te bir yerlerde bir şeyler yazarken bunu gözden kaçırmasın, yönetimin vizyonu bu ! Bu konuda hiç affetmeyeceğim iki kişi var yönetim içerisinde, üstelik biri kendi ellerimle getirdiğim ve arkamdan oyunlar çeviren bir adam! Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın onu. Nokta.

Bundan sonra ara ara Bursaspor’la ilgili bir taraftar olarak görüşlerimi yazacağım. Bundan sonra en rahat ve serbest kişilerden biriyim, kim ne diyorsa unutmasın ben artık yönetici ve kongre üyesi değilim. Bundan sonra Bursaspor’da görev alacak hiçbir durumum ve beklentim yok. O yüzden akıllı olun ! :)

Futbol Federasyonunun çelişkisi

9 Mayıs 2011

Çok uzun yazmadan konunun özüne inmek istiyorum.

Federasyonun uzun süreli yaptığı hazırlıkla Sporda Şiddet Yasası çıktı ve spor kulüpleri üzerindeki cezai yükün şahıslara indirgenmesi de sağlanarak, olayların gerçek sorumlularının ceza alması sağlandı.

Peki buna rağmen Federasyonun yöneticisi daha olaylar sıcağı sıcağına yaşanırken, neden bu işin cezasını şahıslara değil de kulübe kestiklerini bildiren açıklamayı yapmıştır? Federasyon bu açıklaması ile kendisiyle çelişmiyor mu? Hani artık kulüpler değil de şahıslar cezalandırılacaktı? Bu Bursaspor’a ceza kesme hevesi nereden kaynaklanıyor?

Geçenlerde Anayasa Mahkemesinin verdiği bir kararla, Tahkim Kurulu Kararlarına yargı yolu açılmıştı. Buna Federasyon haklı olarak tepki verirken, ülke yasaları ile futbol yönetilemez derken, futbolun yönetimini uluslararası kurallara göre yapmak zorunda olduğunu bildirirken (ki hemen akabinde de yasal düzenlemeyi yaptırdılar) neden şimdi ülkemize özgü sporda şiddet yasasının arkasına sığınılarak,maç esnasında veya güvenlik bölgesinde olmayan bir olay için bir kulübe ceza vermeye kalkmaktadır?

Bu işin PR’ını Bursaspor üzerinden yapmaya kalkanlar bilsinler ki, yemezler !.. Çünkü bu işin stratejik bir kurumsal iletişim planı yapmaktan çok öteye bir iş olduğunu sanırım artık görmüşlerdir ve yanlışlarından bir an önce dönerler.

Kısa bir açıklama: Futbol Okullarına sponsorluk

26 Şubat 2011

2010 Mayıs ayında BursasporTV’yi Bursaspor kulübüne karşılıksız bıraktım bildiğiniz üzere.  2010 Mayıs ayından bu yana da BursasporTV’nin yayınını sürdürmesi için gerekli tüm altyapı masraflarını karşıladım. Yaklaşık 200.000 TL bir bedel tuttu ve kulüp bana geçen ay burayı ödeyeceğini bildirdi ve tüm para ödendi.

Tabii bende bu para daha gelmeden önce Futbol Okulları sorumlusu Sayın Hakan Cenkçiler ile görüşerek futbol okullarına sponsor olmak istediğimi belirttim. Paranın geldiği gün kulüpten yetkili bazı kişilerle görüşerek bu talebimi de ilettim. Daha sonra Sayın Başkanımız İbrahim Yazıcı ile de bir araya geldiğimiz görüşme sırasında bu gelen parayı Bursaspor’a geri kazandırma amaçlı Bursaspor Futbol Okullarının ihtiyaçlarını karşılamak istediğimi belirttim. Kendisi de bir iki seçenek sunarak bunlarla ilgili gerekli çalışmayı yaptırmaya başlayacağını belirtti ve teşekkür etti.

Bursaspor’a hangi pozisyonda olursak olalım, Bursaspor’un durumu her ne olursa olsun yardım etmek boynumuzun borcudur.

Saygılarımla.

Hayatımda gittiğim ilk maç Bursaspor 5 – Beşiktaş 0

6 Şubat 2011

bursaspor5-besiktas0

Hayatımda ilk kez bir maça 5 yaşında gittim. Gittiğim ilk maç 5-0′lık Bursaspor – Beşiktaş maçıydı. Rahmetli babam da herhalde abimle beni götürdüğü ilk maçın tarihi bir maç olacağını hiç zannetmiyordu. Çok az hatırladığım anlar da olsa böyle tarihi bir maçta bulunmanın gururu ayrı olsa gerek :)

O maçtan sonra hep Bursaspor’la yatıp Bursaspor’la kalktım. Maçın tarihi de çok enteresan. 12 Eylül 1980 ihtilalinden hemen önce 7 Eylül 1980′de oynandı. İhtilalden önceki son maç. Yendik ihtilal oldu yani :)

5-0′lık bir maçla Bursasporlu olan çocuklardan biri olarak şampiyonluk yaşayan bir Bursasporla ne kadar çok çocuğun Bursasporlu olabileceğini düşününce insan çok mutlu oluyor. Ama bu tarihi başarıları yaşadığımız süreçte bu gibi konulara hiç eğilinmemesi ise herkesi üzüyor.

Ben iki oğlumla beraber sürekli maçlara gidiyorum. Onları iyi birer Bursasporlu yapmak için gerekli çabayı gösteriyorum. Bursa’da yaşayan yaşamayan herkes bunun gayreti içerisindeyken, çocuklarımızı Bursasporlu yapmaya çalışıyorken onları önemsemek ve bu topluluğun içerisinde konumlandırmak adına hiçbir çabanın olmamasına ise üzülüyorum. Ertuğrul Hoca’nın bu konuda da bireysel çabası ve iletişim faaliyetleri olmasa geride hiçbirşey yok. Maça tek biletle gelip 4 yaşındaki çocuğuyla maça giremeyen kişileri görünce içim parçalanıyor. Çünkü yaşatılabilecek bir mutluluk anı bir hüzne dönüşüyor. Bir kişinin bile memnun olmaması ve daha da kötüsü üzülerek, kırılarak oradan ayrılması geleceğimize zarar verecek.

Lütfen çocuklarımızı önemseyin ki, bu şehrin futbol geleceği hep garanti altında olsun.

İşte Kupa :)

22 Mayıs 2010

DSC04248Şampiyonluğumuzu kutladık, kupayla fotoğraflarımızı çektirdik :)

Geldik – Gidiyorum…

18 Mayıs 2010

Bir önceki yazımı Fenerbahçe galibiyeti sonrası yazmıştım. “Bursaspor – Geliyoruz” başlığıyla Türk Futbolunun da Bursaspor’un da kaderini değiştirmeye geliyoruz diye. İçimden bir ses şampiyon olana kadar başka yazı yazma dedi ve bekledim. Elim gitti sürekli ama yazmadım. Şampiyon olduğumuzda yazacağım demiştim. İşte artık şampiyonuz. ŞAMPİYON BURSASPOR !…

16 Mayıs 2010 tarihinde Türk futbolunun da Bursaspor’un da kaderi değişti. 47 yıldır şampiyonluk görmeyen bir camia olarak tarihimizde ilk kez şampiyon olduk. Öncelikle Başkanımız Sayın İbrahim Yazıcı’ya Teknik Direktörümüz Sayın Ertuğrul Sağlam’a ve tüm futbolcularımıza teşekkür ederim. Hiç unutamayacağımız duygular yaşattılar. Şampiyonluğa eriştikten sonra Ertuğrul Hocama da dediğim gibi “Allah hepinizden razı olsun.”

İstikrar, başarı için çok önemli. Yapılacak işler çok, kat edilecek yollar fazla. Tarihimizde ilk kez Şampiyonlar Liginde oynayacak olmamız tarif edilemez mutluluğun yanısıra önemli sorumluluklar da yüklemektedir. Kulüp modellemesi adına kulübümüzde yaptığımız çalışmalar, uygulamaya çalıştığımız futbol yaşam döngüsü artık Bursaspor’un vazgeçilmezi olmuştur. Bu planlamaların birbir hayata geçirilmesi çok önemli. Bu yüzden başkanımız ve yönetim kurulumuza çok önemli sorumluluklar düşmekte. Bugüne kadar elde edilen başarı gibi bundan sonra da bir çok başarının geleceğine inancım tamdır.

Ben, kendi adıma yönetim kurulu dışından İcra Kurulu Başkanlığını yürüten biri olarak sezon sonunda görevimi bırakacağımı yönetim kuruluna iletmiştim. Şampiyon bir takımın İcra Kurulu Başkanı olarak görevimi bırakmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

İkincisi ise kulübümüz adına 2009 Mart ayından bu yana çalışmalarını yürüttüğümüz ve 16.06.2009 tarihinden beri yayında olan BursasporTV‘yi artık kulübümüze devrettiğimi belirtmek istiyorum. Yaklaşık 1 milyon TL’lik (625.000 $) bir yatırımla 1 yıldır faaliyette bulunan televizyonumuzu hiçbir parasal karşılık almadan, sıfır bedelle (sıfır=0) kulübümüze devrettim. Bugüne kadar kulübümüzün cebinden de bir kuruş dahi BursasporTV için çıkartmamanın mutluluğunu yaşarken, Bursaspor’a içinde Schumacher gibi pilotları olan Ferrari teslim ediyorum.

BursasporTV ile ilgili bugüne kadar birçok söz üreten, laf söyleyen, dedikodu yapan insanlara da hakkımı helal ediyorum. Unutmasınlar ki biz o stadyum çevresinde maçlara girmek için su satarken Bursaspor’a hizmet etmeye ant içmiştik. Bundan sonrası için de her yıl belirli ve önemli bir miktarda sponsorluk yapmak üzere 2. Başkanımız Haluk Özkıyıcı ile anlaştık.

Çok yakında 2. Başkanımız Haluk Özkıyıcı ile bu konular hakkında bir basın toplantısı düzenleyerek detayları aktaracağız. Bugüne kadar Bursaspor’a hizmet etme imkanını bana sağlayan Başkanımıza çok teşekkür ederim.

Bursaspor benim için araç değil amaçtır. Benden bu kadar, hoşçakalın.

Bursaspor… Geliyoruz

23 Şubat 2010

Dün gece Şükrü Saraçoğlu stadında 4. kez Fenerbahçe – Bursa maçı izleyişimdi. Galatasaray’ın 10 yıldır berabere bile kalamadığı Şükrü Saraçoğlu Stadında bu dört maçtan 3′ünü kazanma başarısını gösterdik. 2009 yılının Ocak ayından itibaren 2009 yılını topladığı puanlarla ikinci sırada tamamlayan Bursaspor’umun bu başarısını tesadüfi bulan sayısı çok fazlaydı. İnönü’de Beşiktaş’ı, Saraçoğlu’nda da Fenerbahçe’yi yendikten sonra bu başarının tesadüfi olmadığı görüldü.

Üstüne üstlük Ziraat Türkiye Kupası maçlarında tüm Türkiye’nin hakkımızı vererek ama hakemlerin hakkımızı alarak elendiğimiz Fenerbahçe’yi deplasmanda ve kendi sahasında yenebilecek güçte bir başka takım olduğunu henüz göremedik.

Dün gece çok sevindik. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe’nin protokol tribününde maç esnasında Fenerbahçeli yöneticilere söylediği sözler ise geceye damgasını vurdu bana göre. Bu sözleri araştırmak da basının görevi :)

Bursaspor her alanda geliyor. Sportif, Ekonomik ve Sosyal Alanda, her alan için önemli çalışmalar ve yatırımlar var. Tek ihtiyacımız olan şey istikrar. Sportif kadroda, yönetimsel kadro da istikrara ihtiyaç var. Adım adım tüm alanlarda ipek kozasını dokuyoruz. Türk Futbolunun da Bursaspor’umuzun da kaderini değiştireceğiz, az kaldı.

Son olarak, İstanbul’daki kupa maçında 3-0 yenildiğimizde arayan Fenerbahçeli arkadaşlarımın Bursa’daki kupa maçından beri telefonları kapalı :) Dün gece telefonlarını yönlendirdikleri telesekreter bile hüzünlüydü :)

Bsbilyoner.com açıldı

31 Ocak 2010

Bursaspor’da 2009 yılı Haziran ayından bu yana İcra Kurulu Başkanı olarak görev yapıyorum. İcra Kurulunda benim dışımda 3 değerli kişi var. İkinci Başkanımız Haluk Özkıyıcı, Reklam ve Pazarlamadan sorumlu yöneticimiz İlhan Uslu ve İcra Kurulu üyemiz Mustafa Demiralay. Bu ekiple birlikte öncelikle kulüp modellemesi üzerine bir çalışma hazırladık. Hem BursasporTV‘de hem de resmi İnternet sitemizde www.bursaspor.org.tr bu çalışma açıklandı. (Bununla ilgili değerlendirmelerimi aktaracağım ileriki yazılarda)

Şimdi ise bunun altyapısını oluşturma zamanı. Bir çok konuda çalışmalar devam ediyor. Ekonomik Alan ile ilgili yeni ve sabit gelir yaratma projelerimizden biri Bilyoner.com ile birlikte yaptığımız Bsbilyoner.com oldu.

Bursaspor Kulübümüzün Başkanı İbrahim Yazıcı ve Bilyoner.com Genel Müdürü Sait Kayahan Bsbilyoner’in lansmanını yapıyor. Bir Affiliate modeli ile kurgulanan Bsbilyoner.com aracılığıyla Bursasporlu taraftarlarımız oynayacağı her türlü İDDAA kuponları için kulübümüze düzenli ve sabit bir gelir sağlamış olacaklar.

Bilyoner.com ile ilgili geçtiğimiz günlerde bir basın açıklaması yapılmıştı. Orada Bilyoner.com üzerinden 450 milyon TL’lik oyun oynandığını ve bunun %7′lik kısmının da Bursa’dan oynandığı verilerini dikkate alırsak önemli bir pazar var ve artık bu pazardan Bursaspor’da önemli bir pay alma noktasında.

Hep dışarıdan kulübümüze bakıldığında çok büyük potansiyele sahip olduğu söylenir ve bunun hiç kullanılamadığı dile getirilirdi. Tek kullandığımız şey ise Bursa’da yerel yöneticilerden ve işadamlarından hep karşılıksız birşeyler istemek olmuş. Ama gerçek gücün taraftarlarımızın yaratacağı ekonomik değer üzerinden kulübü büyütmek olduğunu hep atlamışız. İcra Kurulu olarak sadece camiamızın değil bir taraftarımızın bile değerini çok iyi bilerek ve bize katacağı gücü, ivmeye düşünerek hareket ediyoruz.

Örneğin Finansbank ile de başlatılan CardFinans Timsah Kart projesi ile 5 ayda 12.000 taraftarımıza kredi kartımızı ulaştırdık.

Gerçek potansiyele doğru gitmeye başladık. Kulübümüzü her anlamda büyütecek güç taraftarımızda. Bizlere düşen de doğru ürünleri ve hizmetleri hazırlamak ve onlara bunları ulaştıracak doğru yolları kurgulamak.