‘Girişimci’   Etiketi içeren yazılar

Sermaye bulamıyorsanız nakit para ineği bulun

5 Şubat 2010

Boston Matrix
Üniversiteden mezun olduktan sonra işimi kurarken aldığım 10.000 $ sermaye dışında hiçbir işime bir sermaye katılımı olmadı ve tüm işlerimi hep işlerimden ürettiğim kazanç ile oluşturdum. Bu oldukça zor ve zahmetli bir süreçti. Çünkü yeni kurulan bir işin ve özellikle İnternet üzerinde katma değer yaratmaya yönelik işlerin geridönüşümü belli bir süre alıyor ve en önemlisi süreklilik istiyor. Bu sürekliliği sağlamanın da maliyetleri yüksek oluyor.

Ama tüm bunları yaparken kendime bir felsefe edindim. Bu felsefenin ne olduğunu, onu nasıl uyguladığımı anlatarak belirtmek istiyorum.

Firmamı kurduktan iki yıl sonra TURKTICARET.Net‘i bir proje olarak hayata geçirdim. TURKTICARET.Net‘i oluşturduktan sonra onu hayatta tutmak ve ilerletmek kolay değildi. Bunun için bu projeye sürekli para aktarmak gerekiyordu. Geleceğine inandığım için projeyi desteklemem gerekiyordu. Üstelik başlangıç modeli itibariyla TURKTICARET.Net’te ücretli hizmetler henüz çıkmamıştı. Başladığında ücretsiz olan bazı hizmetler ise başladığından bu yana hala ücretsiz olarak devam ediyor. Fakat o zamanki altyapı maliyetleri (ki ilgili tarihlerde çok pahalıydı), personel ve pazarlama giderleri o zamanın şartları için önemli meblağlar tutuyordu. Bu çok önem verdiğim projeyi finanse etmek gerekiyordu.

O zamanlar pazarda bilinirliği yüksek olan ve iyi gelir bırakan bir iş vardı. (Dial-up) İnternet Erişimi satmak ve Web Sitesi Tasarımı yapmak. Emek yoğun katma değeri olmayan ama nakit üreten bir işti bu. Bu işe ağırlık vermeye başladım. Tek nedeni ise nakit para sağlayıp, geleceğine inandığım işe TURKTICARET.Net’e yatırım yapmak içindi. Nakit para üreten bu işlere Boston Box Consulting Group tarafından geliştirilen üstteki şemaya göre Nakit Para İneği denmekte. Sermayedar, yatırımcı bulmak yerine kendi işimi nakit para getiren bir işle finanse ederek büyütmeye başlamıştım. TURKTICARET.Net içerisinde web tasarım hizmetini hiç sunmazken, bu işi birebir satış faaliyetleri ile satmakta ve işten elde ettiğim kazancı TURKTICARET.Net’in gelişimine harcamaya başlamıştım. Yine bu süreçte İnternet erişim hizmeti de satıyordum.

Sermaye olmayınca iş zora binince hem zevkli hem de zor süreçler yaşandı. Fakat bu strateji o zamanlar işi büyütmem için bana çok yardımcı olmuştu. Şu anda girişimciler daha şanslı. Çünkü artık yurtdışındaki yabancı fonlara kadar yerli, yabancı bir çok yatırımcıya ulaşabiliyorlar. Bizim zamanımızda yüksek enflasyon nedeniyle paranın yatırıma dönmesi çok kolay değildi. Şimdi nakit para ineği yaratmak her zaman için bir çözüm olarak görünse bile artık sermayeye ulaşmak daha da kolaylaştı. Üstelik bir de buna devletin girişimciliği destekleme politikaları da eklenmeye başlayınca mikro girişimciler bile finansman yolları bulmaya başladı.

Ama halen sermaye bulamayanlar, yatırımcılara ulaşamayanlar veya gelecek değerini kendi yaratmak isteyenler, nakit para ineği bulabilirler…

Bu yol sonsuza kadar açık. Tescil edildi, onaylandı, bu süreye kadar bir çok defa bir çok projede kullanıldı ve halen farklı projeler için farklı çalışmalarla uygulanıyor :)

Girişimciliğin önündeki aile engeli

31 Ocak 2010

Biz Türk toplumu olarak Ulu önderimizin dediği gibi zeki ve çalışkan insanlarız. Hatta çok da pratik zekalı insanlarız. Çoğumuzun müthiş girişimcilik fikirleri, düşünceleri var. Fakat bu fikirleri hayata geçirme noktasında ne kadar başarılıyız ve bu konuda ne yapıyoruz? Genelde düşünüyoruz; arkadaşımıza, eşimize, dostumuza anlatıyoruz fikrimizi. Ondan sonra bakıyoruz ki, biri sizin düşündüğünüzün aynısını yapmış. Yani daha önce teşebbüs etmiş ve başarıya ulaşmak için en önemli adımı atmış.

Fakat düşüncesini uygulamaya geçiremeyen insanlarımızın önünde de bazı engeller var. Bu engelleri de görmeden, farketmeden girişimci sayısını artırmak çok mümkün görünmüyor. Bana göre bu konuda en temel engel, yakın çevremiz yani ailemiz.

Türk toplumundaki en değerli temel yapı taşlarından biri ailedir. Aile büyükleri hep koruyucu, kollayıcı bir misyon edinmiştir kendine. Bu yüzden tek başımıza hareket etme kültürümüz çok fazla oluşmamıştır. Hep büyüklere sorularak, danışılarak bir iş yapılmıştır.

Bu koruyucu ve kollayıcı misyondan dolayı da aile büyüklerimiz bizlere bazı öğütlerde bulunurlar. Bu öğütleri aklınıza getirin, “Aman oğlum, devlette gir bir işe, maaşın garanti olsun, ben seni düşünmeyim”. Eşlerimiz ise “ Bak çocuğumuz da oldu, artık onu da düşünmemiz lazım, maceraya atılmayalım. Gir bir işe, elimize geçecek parayı bilelim”.

Bu gibi konuşmalar ve öğütler sanırım bir çok kişinin başından geçmiştir.

Yahudi toplumlarında ise bizdeki davranışların tam aksine bir durum var. Anneler, geleneklerinden dolayı çocuklarını bir kahraman gibi yetiştirmek zorundalar. Özellikle bugünkü ortamda kahramanlıktan kasıtları, ekonomik anlamda güç kazanma. Kutsal günlerinde aile bireyleri hep birlikte yemek yer, evin çocuğu büyüklerine işinde yaptıklarını anlatırmış ve büyüklerinden öğütler alırmış.

Yani bu toplumda aileden gelen bir girişimciliğe destek söz konusu. Özellikle İsrail’i görüyoruz, teknolojik alandaki yatırımlarını ve girişimlerini. Küçücük topraklarda ürettiklerini yurtdışına satarak hayatını sürdüren bir ekonomileri var.

Bizim onlardan neyimiz eksik ki !

Topraklarımız dünyanın en stratejik noktasında ve en verimli topraklar, insanlarımız çalışkan ve zeki, ben büyürken çevremdeki insanların geçirdiği kalp krizi sayısından fazla olarak ülkemiz krizler geçirmesine rağmen :) ekonomimiz dünyanın gelişen ekonomileri arasında. Artık girişimciliği destekleyecek ekonomi politikaları da uygulanmaya başladı. Karşılıksız hibe destekler yeni bir iş kuracak olana bile veriliyor.

İşin özü bu ülkenin girişimcilere ihtiyacı var. İşsizliği de azaltmak için girişimciliğe ihtiyaç var, muhasır medeniyetler seviyesinde olmamız için de girişimciliğe ihtiyaç var. Bu yüzden en temel yapı taşımız ailelerimizin artık çocuklarını bir meslek sahibi olarak yetiştirmesinden çok bir girişimci olarak havuza arkadan itmelerine bu ülkenin ihtiyacı var.

İki tane oğlum var. Ne iş yapmak isterlerse istesinler, Allah nasip ederse kendi işlerini yapmalarını önereceğim onlara.

Bu yüzden sevgili anne ve babalar, açın çocuklarınızın önünü. Ülkemizin onların girişimlerine ihtiyacı var.